Bugun...


Savaş SONGUR

facebook-paylas
EĞİTİMDE EKO SİSTEM
Tarih: 13-10-2020 12:01:00 Güncelleme: 13-10-2020 12:01:00


“Ölçmezsen kontrol edemezsin, kontrol edemezsen yönetemezsin.” William Edwards Deming

Kalite felsefesinin kurucusu kabul edilen Deming yukarıdaki ifadesini 1. ve 2. Cihan harpleri sonrası Amerika ve Japonya’yı ayağa kaldıracak sanayi hamleleri esnasında ifade etmiştir. Diğer bir ifade ile olağan üstü şartlarda yapılması gerekeni ifade etmiş ve uygulamıştır.  Bu not burada bir dursun şimdi;

Öyle bir süreç yaşıyoruz ki ne adına, niçin, kim için, nasıl ve neden “Eski bildiklerimizi de unutur olduk”. Mesela üzerine yüzlerce kitap yazılmış söz söylenmiş olan televizyon ve tabletin (bilgisayarın) çocuklara zararlarını unutuverdik bir anda. Şimdi çocuklarımızı televizyonun başına, bilgisayarın başına oturtmaya çalışıyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı uzaktan eğitimi şu şekilde tanımlıyor.  “Geleneksel öğrenme-öğretme yöntemlerindeki sınırlılıklar nedeniyle sınıf içi etkinliklerin yürütülme imkanı bulunmadığı durumlarda eğitim çalışmalarını planlayanlar ve uygulayanlar ile öğrenenler arasında iletişim ve etkileşimin özel olarak hazırlanmış öğretim üniteleri ve çeşitli ortamlar yoluyla belli bir merkezden sağlandığı bir öğretim yöntemidir.”  

Bu tanıma göre;

1- Geleneksel eğitim (demek ki uzaktan eğitim gelenek dışı) olmadığı olağan üstü zamanlara mahsus. (Aceba bundan önceki açık liseleri ve açık üniversiteleri nereye koyacağız? Bahs-i diğer ama kayda değer)  

2- Yine bu tanıma göre iletişim ve etkileşimden bahsediliyor.  (Eğitim yüz yüze yapılırken etkileşim ve iletişim mükemmelen yapılıyordu sanki de) iletişimin olmadığı bir yerde etkileşim nasıl olacak? Hedef kalite ve ölçüm nasıl sağlanacak?

3- Çeşitli ortamlar yolu ile bir merkezden sağlandığından bahsediliyor. Zaten dananın kuyruğu da bu noktada kopuyor. Malumunuz EBA (eğitim bilişim ağı)  İzmit pişmaniyesi gibi, giren pişman, girmeyen pişman.

Uzmanları ve alakadarlarınca malum olduğu üzere uzaktan eğitim için; 1. formel bir halde sunulmasıdır. Yani ilgili disiplin içinde tüm unsurlarının tamamlanmış olması gerekir. Netice itibarı ile birisi çıkıp ben youtube’dan video izlerim diyememesi gerekmektedir. 2. öğretenler ile öğrenenlerin zaman ve mekan bağımsızlığı bulunmasıdır. Günümüzdeki mecburi şartlar bizi bu noktaya zorlamıştır. Ancak özellikle zaman konusunun doğru tasarıma ihtiyacı vardır. 3. iletişim teknolojileri ile sağlanan etkileşimdir. Sanırım meselenin bam teli de burası. Yüz yüze bile iletişim kurulmasında zorluk çekilen noktalarda, öğrencilerde uzaktan hele hele TV. gibi tek yönlü iletişimde etkileşimin nasıl olacağı konusu tekrar tekrar dikkate alınmalıdır. 4. öğretenler ile öğrenenler arasındaki bağıntının organize edilmesidir. Yani öğreten kişi ilk üç maddede ifade edilen unsurları tam olarak yerine getirip sonuç alabiliyor mu ölçülmesidir. 

Küçük bir virgül arası. Uzaktan eğitimin avantaj ve dezavantajlı yönleri ile ilgili birkaç kitap ve makaleye göz attım.  Hatta akademik bir makalede swot analizi yapılmış (künyesini isteyenle paylaşabilirim). Avantajları bölümüne “ilk kaynaktan bilgi sağlama, öğrenciye zengin bir eğitim ortamı sunma, öğrenciyi serbest bırakma” gibi unsurlar yazılmış. Durum bu ise vah halimize.

Baştan önyargılı olmayalım. Yetkili ve ilgililerin eğitimin yüz yüze olması yönünde çaba sarf ettiklerini kabul edelim. Ancak bu süreçte uzaktan eğitim güzellemelerini nereye koyacağımızı da hesaba katalım lütfen. Çünkü her ne kadar tarihte uzun yıllar öncesi uzaktan eğitim örnekleri olsa bile sonuçlarından kimse memnun olmamıştır. Bizim kültürümüzde böyle bir gelenek yok.  Hem kültürümüzde yok hem de eğitim denilen unsur sadece dersten ibaret değildir. Eğitimin bir biri ile ahenkle çalışması gereken eko sistem olduğu ortada.  

Sadece basit bir örnek EBA DESTEK merkezlerinin okullardaki sınıflardan ne farkı var? Evinde interneti olmayan öğrenci gelecek orada internete girecek. Güzel. Çocuk oraya geldi ise COVİT19 güdümlü mü ki Okul sırası ile EBA destek merkezi sırasını ayırt ediyor?

Mesele sadece eğitimin eko sisteminin bozulması değil. Geçen yılın 2. Yarısından itibaren çocuklarımızı televizyon ve bilgisayarın başına oturtarak ne kazandık? Vallahi bu gidişle çocuklar tepemize çıkıp zıplamıyorsa ana-babalarını sevdikleri için.

Düne kadar İnternet hayatımızda olsun ama bizim kontrolümüzde olsun naraları atıyorduk. Şimdi her çocuğun eline dağda, kırda, bayırda, çayırda, harmanda, odada, salonda, uyurken, uyanıkken internet veriyoruz. Hani internetin zararlı içeriklerinden bu çocukları masun (korunmuş) kılacaktık. Şimdi çocuklar ellerinde akıllı telefonlar (internete bağlı dokunmatikler) geziniyorlar. Neymiş efendim derste imiş. Vah canım benim. Seni de sena o dersi vereni de. Senin bu halde olduğunu bildiğin halde sanki hiçbir şey yokmuş gibi üzerine katlana katlana devam eden internetten eğitime teşvik ediyoruz / ediliyoruz.

Eğitim Eko sistemini unuttuk. Çocuğum dinle beni. Niçin dinlesin öğretmenini. (Niçin dinlesin ki web-cam aç demek yasak. Eğer veli izin verirse açılabilecekmiş.) Bu çocuk zaten dersi okul sırasında iken de dinlemiyordu ki. Şimdi “zoom” dan dinlesin. Dinleyenlere zaten zombi muamelesi yaptığı için bir yolunu buluyor.  Ben bir okulda müdür veya müdür yardımcısı olsam. Çocuklara ve velilerine izleyeceği video listesini (ki Youtube videoları bunlar) gönderir sınavda sorumlusunuz ister izleyin ister izlemeyin, sınavda Hanya’yı Konya’yı gösteririm size derim. İstisnasız her daim olduğu gibi Çocuk ve veliye atarım geçer gider.  Hiç olmaz ise mış gibi yapmayan Milli Eğitim mensubu olmam.

Eğitimde Eko sistemi sadece lafa bağladık. Lafa bağlamayacaktık da ne yapacaktık yani. Zaten yıllarca açık öğretim sistemleri üzerinden diploma veriyorduk. Yıllarca okullarda, sınıflarda, kütüphanelerde, uygulama laboratuvarlarda dirsek çürütenlere inat. Uyduruk bir sınav al sana diploma değil mi idi mesele. Madem mesele bu kadar basitti. Bütün liseleri açık liseye, bütün üniversiteleri açık üniversiteye tebdil edin geçsin gitsin. Efendim sadece bizde değil bu süreçte tüm dünya bu yolda ilerliyor. Siz de haklısınız. O kadar haklısınız ki okula gitmeden, bir şey öğretmeden diploma vermede kimse bizimle yarışamaz.

Deming kuralından bahs etmiştik. Ölçemezsen yapamazsın. Sınavlarda bile ölçümü tam yapamayan eğitim sisteminde, yönetim bekliyorum. Saf dillik bendeki de. Hem de saf dilliliğin ileri gideni. Yüz yüze eğitim varken harikalar yaratıyorduk da, uzaktan eğitimden netice alacağımızı düşünüyorum.



Bu yazı 230 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI