Bugun...



Whatsapp “N’aber”?

Whatsapp ve benzerleri bana ‘na’ber’ dediğinde ben de ‘senden n’aber’ diyeceğim ve ...

facebook-paylas
Tarih: 13-01-2021 14:47

Whatsapp “N’aber”?

Günlük alışkanlıklarımızın içine girmiş o kadar lüzumsuz yükler var ki… Bu yüklerin ne olduğunu, gerçekten yük mü yoksa ihtiyaç mı olduğunu anlamak için kendinize “bunu yapmasam ne olur?” sorusunu sorun. Bunlara o kadar alışmışız ki; bunların bir yük değil de bir ihtiyaç olduğunu zihnimiz otomatik olarak düşünüyor.

Zaten bu alışkanlıklarımız üzerinden iş kuranlar, insanın bu psikolojisini de en ince ayrıntılarına kadar biliyor. Böylece bunları bizim karşımıza bir kolaylık ve rahatlık vasıtası olarak getiriyorlar.

İnsanlığın var olduğu günden bu yana iletişim ve iletişim araçları var. Dumanla haberleşmeden, güvercinin ayağına bağlanmış pusuladan, tellerine kuşlar konmayan telgraftan tutun da; ucu yanmış mektuplara, çevirmeli telefonlara, telekse, fakslara kadar hepsi, günün en son icatları ve o zamanın en moderni idi.

Sonra birden büyünün dozajı arttı. Önce internet girdi hayatımıza, sonra internet tabanlı ürünler, bunlar bir de cebimizde taşınabilir bir hâl aldı. Sonra hepsi birleşti. İçine dünyaları sığdırdık. Sonra öyle bir hayal dünyasına kapıldık ki; cep telefonumuz, internetimiz, sosyal medyalarımız olmazsa; yürüyemeyiz, nefes alamayız, konuşamayız zannettik.

Batılıların tabiri ile “Orta Çağ Karanlığı”nı çevirmeli telefonu kullananlar, mektup yazanlar yaşıyordu…elimizden düşürmediğimiz cep telefonunu sadece vücudumuzun değil benliğimizin de en önemli parçası saymaya başladık.

Batılıların tabiri ile “Orta Çağ Karanlığı”nı çevirmeli telefonu kullananlar, mektup yazanlar yaşıyordu sanki. Daha sonra zihnimizde izah edemediğimiz o kadar çok birikim oluşmaya başladı ki; elimizden düşürmediğimiz cep telefonunu sadece vücudumuzun değil benliğimizin de en önemli parçası saymaya başladık.

Buraya kadar ifade ettiğimiz hususlar; işin bireysel kabulleriydi. Bunlar, günlük hayatımızdaki nesnelerdi. Bir zaman sonra bir yenisi gelecek ve eskisini unutturacaktı.

Aslında ele alınması gereken temel konu, bu işin teknolojik boyutudur.

İnsanlar makineye, makineler de insana benzemeye başladı.

Çünkü insanlar mesleklerini kullandıkları âletler vasıtası ile yaparlardı. Ne zaman ki Batı’da endüstri devrimi başladı. Bu günkü isimlendirmelerimiz ile endüstri 1.0, 2.0, 3.0, şimdilerde ise 4.0 ortaya çıktı. İnsanların aletlerle üretmesi yerine aletlerin bizzat üretmesi önem taşır oldu. Neticede ise insanlar makineye, makineler de insana benzemeye başladı.

Tam da bu endüstrileşme sürecinde; insanlar, toplumlar ve ülkeler arasındaki ilişkiler sürerken sömürge zihniyeti, adı ve şekli değişse bile sömürü ve bağımlı kılmaya devam etti.

Endüstrileşemeyen ve teknolojisini geliştiremeyen toplumlar ve ülkeler, endüstrileşenlerin açık pazarı hâline geldi.

Endüstri devrimi sürecinde hem teknolojinin ürettiği iletişim araçları hem de endüstriyel sömürü ve bağımlılık unsurları; insanların, toplumların ve ülkelerin çeşitli tepkilerini çekti. İnsanlık; bu süreçte farklı sebeplerle çıkarılan iki dünya savaşını, gelecek nesilleri bile öldürecek, sakat bırakacak nükleer silah kullanımını, petrol savaşlarını, fizikî olarak bağımsızlaşsa da fikren bağımlı kalan devletleri gördü.

Ancak üçüncü bin yılın ilk çeyreği bile tamamlanmadan 1 GB veri ile 1 varil ham petrolün değeri kıyaslanamayacak ölçüye geldi. 1 varil petrolü harcıyorsun, bitiyor. 1 GB veriden ise milyon dolarlık bilgi ve bağımlılık üretilebiliyor.

Facebook şirketinin kişisel bilgileri sattığı Cambridge Analitiks skandalı ortada iken…

Bu hikâyeyi başkalarının üzerinden anlatması kolay. Bizim ne durumda olduğumuza önce bireysel olarak, sonra toplumsal olarak, sonra devlet olarak ne yaptığımıza bakmak lazım.

Facebook şirketinin kişisel bilgileri sattığı Cambridge Analitiks skandalı ortada iken aynı şirketin diğer ürünü İnstagram’ı ve Whatsapp’ı sonsuz güvenle kullanıyorduk. Bu bilgileri alıp sattığını, bunlarla algı yönetimi yaptığını bilmiyor muyduk? Bu şirketler bir şey yapmıyormuş gibi davranıyordu, biz de hiçbir şey yokmuş gibi yapıyor ve gül gibi geçinip gidiyorduk.

…Aynısının fıstık yeşiline boyanmışını tercih edersiniz o kadar. Yerli ve millî sandığınız ne kadar yerlidir, ne kadar millidir. İyi bakmak lazım.

Sonra birden büyü bozuldu. Ortaya cenaze dansçıları çıktı. Hem cenazemizi gömmeye götürüyoruz hem de gülüp oynayıp dans ediyoruz. Söyleyin, ağlayalım mı gülelim mi?

Whatsapp birden n’aber dedi, olanlar oldu. Hiç olmazsa bilgileri alacağım, satacağım diye açıkça beyan etti.

Önce alternatif arayışları başladı, bu arada yerli ve millî uygulamalar gündeme geldi. Alternatif arayışı içinde olanlara söyleyelim: Aynısının fıstık yeşiline boyanmışını tercih edersiniz o kadar.

Ey’ nidaları ile seslenince de, güvenilir diye evlâd u ıyâle, akraba-yı taallukâta, malk mülk, servet ü sâmân edindirmekle de tamam olmuyor. 

Birtakım uygulamalara yerli ve millî diyenler ve bunların tercihini tavsiye edenler, meseleye teknoloji ürünlerinin sahibinin T.C. vatandaşı olması üzerinden bakıyorsanız; evet. Yerli ve millî sandığınız ne kadar yerlidir, ne kadar millidir. İyi bakmak lazım. Tüm varlığı ile Türk, tüm özü ile de Müslüman gibi düşünen bir teknolojik hamleden ne kadar bahsedebilirsiniz.

Bu işler öyle ‘ha’ deyince başlamıyor. ‘Ey’ nidaları ile seslenince de tamam olmuyor. Güvenilir diye evlâd u ıyâle, akraba-yı taallukâta, malk mülk, servet ü sâmân edindirmekle de olmuyor.

…devletin vatandaşları koruma yükümlülüğü yok mu? Niçin bu şirketler devleti by-pass edip doğrudan vatandaşla muhatap oluyorlar?

Neyle oluyor? Ne yapalım? Keşke bu sorunun tek bir cevabı olsa da kolayından, yorulmadan yapıversek, ediversek.

En azından Whatsapp bize n’aber dediğinde devletin vatandaşları koruma yükümlülüğü yok mu? Niçin bu şirketler devleti by-pass edip doğrudan vatandaşla muhatap oluyorlar? Önce devlet muhatap olsaydı.

Son iki cümle…

Whatsapp olayı, ne ilkti ne de son olacak. Bu bedava konforlarımızın ve günlük alışkanlıklarımızın yükünü ne kadar ve ne zamana kadar çekeceğiz?

  1. Whatsapp ve benzerleri bana ‘na’ber’ dediğinde ben de ‘senden n’aber’ diyeceğim ve ilişkimiz bitecek.
  2. Birey, toplum ve devlet; şayet bu konfor ve alışkanlıklardan vazgeçmezse Whatsapp benzeri şirketler bizden istediğini alacak, bize istediğini verecek.



Bu haber 350 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARA
YUKARI YUKARI