Bugun...



Nice Yüzyıllara!

Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin simgesi İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yıl dönümünü köşesine taşıyan Arşiv Uzmanı Tarihçi Savaş Songur, çok önemli tespitlerde bulunuyor…

facebook-paylas
Tarih: 15-03-2021 11:58

Nice Yüzyıllara!

12 Mart 2021, bundan tam yüzyıl önce yani 1921 yılında Osmanlı Devleti halifesi ve padişahı adına Ankara’da Milli Mücadeleyi yürüten Büyük Millet Meclisi’nce bu gün milli marşımız olan –Kahraman Ordumuza- ithaflı İstiklal Marşı’mızın resmi kabul günüdür.

 
 

Tanzimatla başlayan süreçte batılı devletlere özenle bir milli marş oluşturma gayreti hep var olmuştu.

Tanzimatla başlayan süreçte batılı devletlere özenle bir milli marş oluşturma gayreti hep var olmuştu. Bu süreçte çeşitli marşlar resmi gün ve törenlerde icra ediliyordu.  Ancak hiç birisi kendi süreç içerisinde kalıcılığı yakalayamamıştır. Ağır (1876) 93 harbi sonrası belini doğrulmakta zorlanan Osmanlı yönetiminin Balkan savaşları, Cihan harbi (1. Dünya savaşı), kongreler dönemi ve nihayet Milli mücadele sürecinde milletin ortak duygularını ifade edecek bir marş arayışı devam etmiştir. Bu arayışta yine Mehmet Akif’in, Ordunun Duası adlı manzumesi okunduğu hatırlamakta da fayda var. Milli marş için 1920 yılı eylül ayında açıldığı duyurulmuş yaklaşık 724 tane başvuru alınmıştır (maalesef bu 724 şartlara uyup adetten bilinen ve kayıtlara geçeni 8-10 tanedir)

Gerek milli marş arayış süreci, gerek Mehmet Akif’in yarışmaya katılmamak şartı ile İstiklal Marşı‘nı yazdığı süreç, Yunan ordularının Anadolu içlerine kadar yayıldığı, Sevr antlaşmasının imzalandığı, henüz tam teşekkül edememiş orduların cephelerde olumsuz haberlerin geldiği ve en nihayetinde milli mücadelenin en heyecanlı günlerinin başladığı zamanlardır. Zaten Akif’in gözünde bu süreç iki şekilde cereyan etmiştir. Birincisi, “o benim değil milletimindir” sözü ile Safahata almayışı ikincisi, de hasta yatağında “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” temennisidir.

İstiklal Marşı, Aruz vezni ile -Feilâtün ( Fâilâtün ) / Feilâtün / Feilâtün / Feilün ( Fa’lün )- yazılmıştır. İstiklal Marşı‘nda duygu yükü bakımından –bayrak, hilal, yıldız, hak, hürriyet, istiklal, yurt, millet, ırk, iman, ezan, şehadet, helal, cennet, huda, ezan, mabet, vecd– gibi dini, milli ve ulvi vurgular ön plandadır. Gerek nazım yönünden ve gerekse içerik yönünden lirik şiirin zirvelerinde bir şiirdir. Yazılış tekniği olarak dörder mısralık dokuz kıta ve onuncu kıtası beş mısralıktır. Her kıtası ayrı bir tema ve hitabı içerir. En büyük vurgu millete ve bayrağa yapılmıştır.

İstiklal Marşı‘nın bestesi süreci de yarışmaya açılmıştır. Ancak kesin bir sonuç ortaya konulmadığı için bir süre çeşitli besteler şeklinde okunmuştur. Ancak 1940 yılında Osman Zeki Üngör’ün bestesinin “Carmen Silva” adlı operetten alındığını yeniden bestelenmesi gerektiğini yönünde iddialar olsa da bu beste hala devam etmektedir.

İstiklal Marşı 1982 anayasasının 3. Maddesinde “Türkiye Devletinin milli marşı ‘İstiklal Marşı’dır” bendi ile bu günkü kesinliğini kazanmıştır.

İstiklal Marşı üzerinden yüz yıl öncesine bir bakmakta fayda var.

Öncelikle batılılaşma anlayışı etkisi ile “milli marş” arayışı olduğu akıldan çıkartılmamalıdır. O “medeni!” batılılar ki Akif’in deyimi ile “tek dişi kalmış canavar” olarak üzerimize saldırmıştır.

İstiklal Marşı’nın yazıldığı süreçte biz Türklerin kurduğu en görkemli devletlerden birisi artık tarihe gömülmek üzere idi.

Aynı şekilde Türk milleti var oluş mücadelesini köy köy, belde belde, kaza kaza, il il, organize etmek için kongreler düzenlemekte ve tam anlamı ile milli bir mücadeleye başlamakta idi.

Ne Kurtuluş Savaşı’nın organizatörü Selanikli Mustafa Kemal’in ne de İstiklal Marşı şairi Makedonya İpek asıllı Mehmet Akif’in memleketleri İstiklal Marşı’nın okunup kabul olunduğu tarihte –kurtarılmış sınırlar içinde- değildir.

Ne Kurtuluş Savaşı’nın organizatörü Selanikli Mustafa Kemal’in ne de İstiklal Marşı şairi Makedonya İpek asıllı Mehmet Akif’in memleketleri İstiklal Marşı‘nın okunup kabul olunduğu tarihte –kurtarılmış sınırlar içinde- değildir. Hangi coğrafyadan hangi coğrafyaya kaldık.   

İstiklal Marşı’nın şairi daha sonraki yıllarda oluşan “yeni düzen” ile uyum sağlayamamış uzun süre Osmanlı bakiyesi olan Mısır’da yaşamak durumunda kalmıştır. Ancak vatan özlemi ile ömrünün son İstanbul’a gelmiştir. Bu durum Akif özelinden genele şamil bir durumdur. Milli mücadeledeki dini ve milli söylemler sonraki dönemde yerini başka bir paradoksa bırakmıştır. 

İstiklal Marşı’nın yazıldığı ve okunduğu yıllarda erişkin olanlardan hiç kimse bugün yaşamıyor!

ve “Yüzyıla kayıt” İstiklal Marşı‘nın yazıldığı ve okunduğu yıllarda erişkin olanlardan hiç kimse bugün yaşamıyor! Bir yüzyıl sonra da ilk yüzyılını idrak edenler çok büyük ihtimalle göremeyecek. Öyle ise ta Balkan savaşlarından başlayarak 100 yıl hadiselerinin tümünü tekrar tekrar okumamız şarttır. Varsa meseleleri çözmemiz, varsa karanlık yönleri aydınlatmamız, geçen geçmiş olan olmuştur heyecana, hamasete kapılmadan kimseyi yermeden kimseyi kutsamadan gelecek nesillere olduğu gibi “bi aslihi” aktarmamız bu milletin varlığı ve bekası için şarttır.




Bu haber 620 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI YUKARI