Bugun...



Dilimiz döndüğünce...

Türkçenin tarihî gelişimini köşesine taşıyan Arşiv Uzmanı Tarihçi Savaş Songur, “Güzel Türkçemizi kim olursa olsun, ne olursa olsun, kimsenin bozmaya hakkı yok. Bir şey Türkçe söylenebiliyorsa, Türk’e söyleniyorsa Türkçe söylenmelidir…” diye yazdı.

facebook-paylas
Güncelleme: 11-03-2021 17:46:50 Tarih: 10-03-2021 18:51

Dilimiz döndüğünce...

Türkçenin tarihî gelişimi dönemler hâlinde ele alınabilir. Türkçenin ilk Türkçe ve Ana Türkçe döneminden kalan yazılı belge elimizde olmadığı için bu dönemler “karanlık dönem” sayılmaktadır. Hoş, karanlık dönemler Türkçemizden hiç eksik olmadı ya, neyse. Sonraki dönemlere ait belgeler elimize ulaştığı için bazı tasnifler yapabilmekteyiz.

Eski Türkçe dediğimiz 6 ila 13. yüzyıllar arasındaki dönemdir. Bu dönem, GöktürklerUygurlar ve Karahanlılar devirlerini kapsar. Orhun AbideleriDivan-ı Lugati’t-Türk gibi ürünler bu devrin ürünleridir.

Kuzey-Doğu Türkçesi, Hazar Denizi’nin kuzeyinde kalanlar için Kıpçak şivesi eksenindeki Türkçe, Doğu Türkçesi de Çağatayca eksenindeki Türkçedir.

Batı Türkçesi dediğimiz Türkçenin kollarından olan Eski Anadolu Türkçesi, Oğuz şivesidir. Doğu Oğuzca Azerbaycan Türkçesi, Batı Oğuzca Türkiye Türkçesi olarak kaydedilir. Selçuklular, Beylikler, Osmanlı Türkçesi ve nihayet Türkiye Türkçesi bu gruptadır. Burada Selçuklular döneminden başlayarak Osmanlı Devleti döneminde de dile Arapça ve Farsça unsurlar girmiştir.

*

Çağdaş Türkçe, şu anda Türk devletlerinde ve Türklerin yaşadığı bütün bölgelerde devam etmektedir. Bu dönem Türkçesi kendi içinde Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Gagavuz Türkçesi gibi bölümlere ayrılmıştır.

*

İşbu bilgilerden sonra Türkçenin başına gelenlere bir göz atalım.

*

Osmanlı zamanında Türkçeye Arapça ve Farsça unsurlar girmiş ve bu unsurlar artık Türkçeleşmiştir. Aynı şekilde Tanzimat döneminden itibaren Batı’ya yönelme ve Batılılaşma hareketleri neticesinde özellikle Fransızca, Almanca ve İngilizceden binlerce kelime Türkçeye girmiştir.

Tanzimat döneminden sonra Osmanlı Dışişleri Bakanlığı’nın yazışma dili Fransızca oldu. Osmanlı Dışişleri Bakanlığı ile Osmanlı dış temsilcilikleri arasında yazışmalar Fransızca olarak kaleme alınıyordu. Bir belgenin yarısı veya ön yüzü Fransızca, diğer tarafı da Osmanlı Türkçesi idi.

Durumun vahametini gören Sultan Abdülhamid, 1876 Anayasasında devletin resmî dili olarak Türkçeyi açıkça belirtmiş ve millet meclisi üyelerinin ve memurların Türkçe bilmelerini şart koşmuştu.

Dili kendi seyri içerisinde bırakmayan “elitler”, XX. yüzyılın başlarında başlattıkları, dili yabancı kelimelerden temizleme (tasfiyecilik) hareketleriyle Türkçede bulunan Arapça, Farsça kelime ve terkipleri atmaya başladılar. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, önce Türk cumhuriyetlerinde ve onların ardından 1928 yılında Türkiye’de Latin alfabesi kabul edildi. Dilde yapılan tasfiyecilik hareketlerinde aşırıya gidilince Arapça ve Farsça kelimelerin yanında Türkçe kelimeler de atılıp yerine uydurma kelimeler türetildi.

*

Dilde sadeleşme akımları, Öztürkçe kullanımı adı altında zorlamalı resmî ve ideolojik yaklaşım, alfabe değişimi, Batı’dan giren edebî akımlar gibi birçok unsur Türkçemizi içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Neyse ki burada devreye zaman zaman –özellikle uydurma kelimeler kullanımında- halk devreye girmiş, kısmî de olsa yozlaşmanın önüne geçilmiştir. Ancak bu sürede dilimizden çok şey çekip gitmiştir.

Yeni dönem teknoloji ve uluslar üstü medya dönemi… Maalesef bu dönemde dile sahip çıkmak neredeyse imkânsız hâle gelmiştir. Dilimiz her geçen gün biraz daha artan bir ivmeyle yabancı kelimelerin etkisine maruz kalmaktadır.  Bu dönemde yapılan yabancı kelimeleri Türkçeleştirme işlemleri etkisini gösterememektedir. Anlamlı anlamsız her türlü yabancı kelimenin Türkçemizi esir aldığı (Türkçeye geçmesi başka bir durum) bir devri yaşıyoruz. Dilde “öze dönme”“dilde tasfiyecilik” gibi üstten bakış açılı, zorlamalı müdahalelerin netice vermediğini unutmamak lazım.

*

Güzel Türkçemizi kim olursa olsun, ne olursa olsun, kimsenin bozmaya hakkı yok.  Bir şey Türkçe söylenebiliyorsa, Türk’e söyleniyorsa Türkçe söylenmelidir.




Bu haber 370 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI YUKARI